Ankara'da yağmurlar
15/10/2006 -Kategori: zevede
Bu aralar çok yağmur yağıyor Ankara'da.
Öylede güzel yağıyor ki sorma sevgili...
sanki seni anlatıyor her damlasında...seni ve beni...ruh halimi haykırıyor gök gürültüleri
Uzaklığına inat her yere düşüyor küçük ve büyük yağmur taneleri
Ardından belki dolu yağıyor belki kesiliyor iniltileri. aklımdan çıkamayacağın gibi sonbahardan da çıkmıyor onlar...insanlar kaçıyor yağmur tanelerinden..kaçtıkça sana daha da çok yaklaştığım gibi...
İşte şimdi sen nerde ben nerde bu ne kadar önemli?
Değil mi aynı yağmur taneleri anlatıyor seni ve beni…
deveze
Yorum (12) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Lev Nikolayeviç Tolstoy
26/9/2006 -Kategori: deveze
selamlar blogcu arkadaşlarım..
malum okullar açılalı 1 haftadan daha fazla oldu..bendeniz de okullu bir kardeşiniz olarak okula başladı. okulların açılmasının bir sürü güzel yanları dışında maalesef kötü yanları da var mesala: yaz tatilinden alışık olduğumuz öğlen uyanmak, gece geç saatlere kadar tv izlemek veya msnne takılmak gibi şeyler geride sadece bir anı olarak kaldı..
bu yıl notlarımı daha fazla yüksek tutmak için ders çalışmaya (annem tarafından) zorunlu bırakıldım..
neyse bunların dışında şiir okumaya bir süre ara verdim..çünkü çok ama çok mükemmel bir yazar keşfettim:TOLSTOY...aslında hepimiz biliyorduk onu..en başından beri.. ama sadece Savaş ve Barışını.
onunda 4 ciltini okuyan yok kadar azdı..
aslında birçok kitapları varmış.ama beni kitaplarının yanı sıra en çok hayat hikayesi etkiledi
daha ondokuz yaşındayken günlüğüne şunları yazmış'kendimi ta derinden tanımak istiyorum' hep kaçmış Tolstoy. neden kaçtığını bilmeden kaçmış? belki kendinden kaçmış belki kendini tanımak için kaçmış.yaşamından kaçmış, parasından pulundan, zevk dolu hayatından,13 çocuğu,güzel bir eşi, mutlu mesut yuvasından kaçmış..çünkü onlar ne bileyim işte Tolstoyun aradığı şey değilmiş..
ve 1910 yılında ünlüğüne şunları yazıyor:Şimdi ya da hiçbir zaman! Yardım et bana Allahım! Tek bir şey yapmak istiyorum: Senin iradeni yerine getirmek, benimkini değil. Bunu yazıyorum ve kendime soruyorum: Gerçekten doğru mu bu? Senin önünde, bu şekilde yapmacık sözler mi yazıyorum! Bana yardım et, sana yalvarıyorum, lütfen yardım et! ve duaları karşılıksız kalmıyor..
atlıyor 1910 yılında bir trene..ömrü boyunca aradığı şeyi bulmak üzere...
Nereye yolculuk bay Nikolayev?!
- Uzak diye bir istasyon olmalı!
sadece bunlar dökülüyor dudaklarında..
ve bir istasyonda aradığı şeye varamadan (belki de ona çoktan varmıştır) hastalanıyor ve vefat ediyor..
ölürken ise etrafında toplanmış kişilere şunları diyor: Yeryüzünde milyonlarca kişi acı çekiyor. Siz niçin burada toplanmış, yalnız benimle ilgileniyorsunuz?!
çok ibretlik bir öyküsü var..ben de paylaşmak istedim sizinle..
böyle işte kiyaplarını okumak onu anlamaya yeter mi bilmiyorum ama bütün kiyaplarını okumayı düşünüyorum.
başladım bile hatta..
bü günlük de bu kadar kendinize iyi bakın
sağlıcakla...
Yorum (17) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
ıstırap gibi günlerimden kalanlar...
11/9/2006 -Kategori: deveze
bilirim herkesin vardır böyle günleri...
herşey nedensiz ve niçinsiz bunaltır içimizi...
yaşamak ağır bir yük haline gelir adeta...
kafamızın içinde birçok soru dolaşır...
anlamayız, anlatamayız, içimizdekilerini, en derinleri..
belki deriz hep,beklediğimiz bir şey hep vardır..
bugun gelir deriz, gelmezse yarın, yarın da gelmezse, ertesi gün...
umut etmek tek kazancımızdır..
ama..
birgün umut etmekten de yoruluruz...
ve beklenen de gelmeyince..
yaşamak işte o zaman daha da acıtır yüreğimizi..
hergün ölümü bekliyormuşcasına
yorgun..
bitmiş, tükenmiş..
umut etmekten sıkılmış..
bezmiş...olarak geçer gider günlerimiz..
sonu gelicektir elbette..her acının olduğu gibi..
en azından ölüm vardır ya kurtuluş olarak
onun geleceğinden de şüphe yok ki..
işte böyle günlerden kalan kısacık bir yazım var şimdi:
bir karanlığım ben,
içimde herşeyi barındırabilen...
herkesin korktuğu ürktüğü bir boşluğum ben
herkesin gördüğü ama
farkedemediği,
orda bir yalnızlığım ben,
herkesin içinde olan ama
itifat edemediği...
orda bir yerlerde bir hayatım ben
herkesin sahip olduğu
ama
kimsenin değerini bilemediği...
Yorum (10) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
ay,ben ve sen....
4/9/2006 -Kategori: deveze
üzülme iki gözüm
güller açsın yanaklarında
karanlıksa gecelerin
ayı getiririm yanına
ay anlatır aşkımı sana
parlaklığı şahittir sevdama
büyüklüğü aynen bendeki sen kadar
birgün gidersen eğer
gecelerimden ay da gider..
Yorum (14) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
yasaklayın şu altın günlerini!!!
30/8/2006 -Kategori: deveze
Sevgili blogcu arkadaşlarım size yaşadığım bir olayı anlatacağım ki bu olayın hayatımda açtığı yarayı hiçbir psikolog kapatamaz sanırım. Bugün annemle anneannemin altın gününü gittik. Sözde anneanneme yardım edecektik. Başlarda bir altın günü dedim nasıl zararlı olabilir ki? Sadece biraz sıkılırım o kadar diye düşünürken ben içeri girer girmez başladı felaketim. Anneannemlerin o koca salonu dolmuştu insanlarla. Bütün mahalle toplanmış çoluk çocuk herkes oraya gelmişti. Görseniz çocuklardan bağıranları mı ararsınız yiyecekleri dökenleri mi koşuşturup duranları mı top bile getiren vardı. Bu manzarayı gördükten sonra direk geri dönüp eve gitmek istedim ama kaçıyorken annem yakaladı. Neyse başa gelen çekilir. Tam ben oturacakken anneannem ‘sen çocuklarla ilgilen biz annenle servis yaparız’ demesin mi işte o an tüm dünya başıma yıkıldı. Aşağı yukarı tam on tane teyze gelmişti. Çocuklar ise 6 taneydi. 6 tane yaramaz çocuk. Size yemin ederim bir orduya bedeldi hepsi. Yaş ortalamaları 8- 9 civarıydı. Bunları solandan çıkartıp diğer odaya götürmeye karar verdim. Ama ne mümkün! Birisi tuvalete gideceğim diye ağlar, birisi abla şarkı söyle der, bir diğeri bize fıkra anlat der. Yani o kadar kötü bir gün geçirmemiştim. Sonunda hepsini oturttum ve fıkra anlatmaya başladım. Tam sustular derken bu sefer de fıkrayı beğenmediler. Tekrar ayağa kalktılar. Koşuşturup durdular. Anneannemlerinin yerleri parke ve temizlikten dolayı çok kaygandı. Koşanlardan birisi yere düşmesin mi!! Annesi beni sorumlu tuttu ondan. Sinirlenmeye başladım. Ağlayacaktım neredeyse. Sonunda teker teker gitmeye başladı hepsi. Son misafiri de uğurladıktan sonra oturmaya gidiyordum ki annem ‘hadi bulaşık yıkayacağız’ dedi. 2 saat de temizlikle uğraştık. Koltukların altından bile kırıntı çıktı. Bir de bu misafirler ev hanımları. Kendi evlerini de böyle pisletiyorlarsa bilmiyorum artık.
Neyse bu yorucu gün çok şükür sona erdi ama son bir şey demek istiyorum ki bir devlet büyüğünün bu altın günlerini yasaklaması gerek. Gün bittikten sonra temizlik yapan ev sahibi için, bugün izinli oldukları halde misafir var diye eve gelemeyen erkekler için ve en önemlisi bizim gibi misafirlerin o yaramaz çocuklarıyla ilgilenmek zorunda bırakılan gençler için…
Yorum (7) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

